Şehir merkezindeki ana tarihi yerleri (Mevlana Müzesi, Alaaddin Tepesi, Bedesten vb.) hakkını vererek gezmek için 2 gün yeterlidir. Ancak Sille Köyü, Beyşehir Gölü veya Çatalhöyük gibi merkeze uzak rotaları da planınıza dahil edecekseniz en az 3-4 gün ayırmanızı öneririm.
Konya karasal iklime sahiptir; kışları sert, yazları sıcak geçer. Gezmek için en ideal zamanlar, havanın ılık olduğu İlkbahar (Nisan-Mayıs) ve Sonbahar (Eylül-Ekim) aylarıdır. Tabii ki Şeb-i Arus atmosferini yaşamak isterseniz Aralık ayının soğuğunu göze almalısınız.
Etli Ekmek olmazsa olmazdır. Bunun dışında Fırın Kebabı, Bamya Çorbası, Tirit ve tatlı olarak Sac Arası listenizin başında olmalı. Eğer vaktiniz varsa bir sabah "Yağ Somunu" yemeden dönmeyin.
Evet, Mevlana Müzesi (artık ücretsiz), Karatay Medresesi, İnce Minareli Medrese ve Arkeoloji Müzesi gibi Kültür Bakanlığı'na bağlı tüm yerlerde Müze Kart geçerlidir. Özel müzeler (Kelebekler Vadisi vb.) için ayrı bilet almanız gerekebilir.
Konya, Türkiye'nin en düz şehirlerinden biridir ve ulaşım oldukça rahattır. Gelişmiş bir tramvay ağı, otobüsler ve dolmuşlarla her yere gidebilirsiniz. Ayrıca "düz ayak" bir şehir olduğu için bisiklet kiralamak veya yürüyerek keşfetmek de harika bir seçenektir.
Klasik olarak Mevlana Şekeri ve lokum çeşitleri en popüleridir. Daha kalıcı bir hatıra isterseniz; keçe ürünleri, minyatür semazen figürleri veya Sille'den el yapımı seramikler güzel birer seçenek olabilir.
Kesinlikle! Konya, geniş parkları ve düz yapısıyla çocuklu aileler için çok rahattır. Özellikle Tropikal Kelebek Bahçesi, 80 Binde Devri Alem Parkı ve Bilim Merkezi çocukların bayılacağı yerlerdir. Ayrıca şehir merkezindeki parklarda (Kültürpark vb.) rahatça vakit geçirebilirsiniz.